BATICILAR VE DİNDE REFORMCULAR


Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması, Hilâfetin İlgası ve Harf İnkılâbı’yla birlikte Türkiye’de iki sınıf güçlenmiştir: Batıcılar ve dinde reformcular.

28.05.2018 00:00

Batıcılar ve Dinde Reformcular


SİYAMİ AKYEL / M.Gazete

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması, Hilâfetin İlgası ve Harf İnkılâbı’yla birlikte Türkiye’de iki sınıf güçlenmiştir: Batıcılar ve dinde reformcular.

18. yüzyıldan sonra Osmanlı’da Batıcılık cereyanı Batı’nın bilimdeki terakkisinin örnek alınmasıyla sınırlı kalmış, Batı’daki gibi dinin sorgulandığı bir süreç yaşanmamıştır. Osmanlı şer’i bir devlet olduğu için din devlet eliyle korunmuş, dinde reforma izin verilmemiştir. Buna mukabil “Batıcılık”, Avrupa’nın baskısıyla diğer alanlarda belli oranda başarılı olmuştur. Özellikle Islahat Fermanı’yla gayr-i müslimlere tanınan ayrıcalıklar, eski gücünü kaybetmiş Osmanlı’ya, Avrupa’nın baskısıyla kabul ettirilmiştir.

Batıcılık akımının gerçek manada vücut bulması ve güçlenmesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması, Hilâfetin İlgası ve Harf İnkılâbı’yla olmuştur.

Cumhuriyet’le birlikte uygun zemin bulan Batıcılar, Hilâfetin İlgası’yla Müslümanlar arasındaki bağın kopmasını iyi değerlendirmiş; buna bir de Harf İnkılâbı eklenince tamamen güçlü konuma yükselmiştir.

Batı’dan ithal “Latin/Yunan Alfabesi”nin kabulüyle birlikte, 1492 yılında Osmanlı Sultanı II. Beyazıt tarafından İspanya’dan getirilip yok olmaktan kurtarılan Seferad Yahudileri ve onların türevi Sebataycılar (Dönmeler) ile Ermeni, Rum, Yahudi, Hıristiyan gibi dini ve etnik guruplar Batı kültürüyle münasebetlerinden dolayı yeni alfabeye uyum sorunu yaşamamıştır. Buna mukabil, ecdadımızın 10. yüzyıldan beri kullandığı, İslâm kültürünün vazgeçilmez parçası İslâm harflerinin tümden ortadan kaldırılması ve yaklaşık 900 yıllık bir hafızanın bir günde silinip atılması; bunun yerine yabancı olduğumuz Latin/Yunan Alfabesi’nin zorla dikte edilmesi inançlı kesimde uyum sorununa yol açmıştır. Harf İnkılâbı’yla birlikte Osmanlı’nın ulema sınıfı (ilmiye) ve asgari din bilgisine sahip geniş halk kesimleri uzunca bir süre bocalamış; bahse konu dönemde yetişmiş birçok Osmanlı âlimi, yeni tedrisata ayak uyduramamıştır. Halk yığınları da İslâm harflerinden uzak kaldığı için, terakkinin ancak Batı’da olduğu gibi dinde reformla yaşanabileceği vehmine kapılmış dinde reformistlerin önü açılmıştır.

Yüzlerce yıllık İslâm kültüründen kopan Müslüman Türkiyeliler, özellikle “Milli Şef” döneminde cenazesini kıldıracak imam bulamaz hale getirilmiştir. İşte bu yeni ortam, Sebataist, Ermeni, Rum, Yahudi, Hıristiyan gibi dini ve etnik klikleri güçlendirmiş; bunların etkisiyle “dinde reform” arzusunda olan güruhun ektiği tohumlar meyveye durmuştur. Yüzyıllardır dini eğitim veren medreselerin kapatılmasından sonra Müslüman toplumda “cenazesini kaldıracak imam bulunamaması” trajedisi yaşanmasaydı belki de İmam-Hatip Liseleri açılmayacaktı. Ama Türkiye Cumhuriyeti tarafından açılan İmam-Hatipler ve yüksek öğrenime yönelik ilahiyatlar, Osmanlı’nın ilim yuvaları medreselerin yerini tutamamıştır.

Resmi ideoloji tarafından baskı altında tutulan İmam-Hatiplerin müfredat ve metot yetersizliği, geçmişle rabıtası kopartılmış milletin sadrına şifa olmamış; buradan yetişenler, gerek bilgi eksikliği gerekse düzenin sıkı denetimi sonucu toplumu gerektiği gibi irşat edememiştir.

İmam-Hatiplerden sonra açılan ilahiyat fakülteleri, müfredat, metot ve yetişen elaman açısından Osmanlı medreselerinin yerini asla tutamamıştır. Ali Fuat Başgil merhumun Ankara İlahiyat için söylediği, “Buradan din âlimi değil, din münekkidi (tenkitçisi) yetişir” sözü meramımızı özetliyor.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu, laiklik ilkesinin benimsenmesi, Hilafetin İlgası ve Harf İnkılâbı, Batıcıları ve dinde reformcuları güçlendirirken, milleti bu iki zümrenin zararlı fikirlerine karşı korunaksız hale getirmiş; halka Ehl-i Sünnet Müslümanlığını anlatma yollarını zorlaştırmıştır. Bu hâl, Cumhuriyet’in ilk yıllarında Osman Nuri Çerman gibilerle başlamış, günümüzde peygambersiz, sahabesiz ve mezhepsiz bir İslâm projesine dönüşmüştür. Bu süreçte müesses nizam, dinde reformcu ve Batıcıları desteklerken, Ehl-i Sünnet ve Batı karşıtı gelenekçileri baskı altında tutmuştur. Meselenin özü budur.

113

Hava Durumu ANKARA

Yeni anket?

Oyunuz Gönderilmiştir
Ankete Katıl