İSLAM'DA YASAMA YETKİSİ


İslam’ı bize getiren, Kur’an-ı Kerim’i açıklayarak tatbik eden Peygamber Efendimiz (sav), Medine’de kurduğu İslam devletiyle Anayasa ve kanunların kim tarafından yapılacağını ve nasıl uygulanacağını pratik olarak göstermiştir.

28.05.2018 00:00

İslam’da Yasama Yetkisi


SİYAMİ AKYEL / M.Gazete

İslam’ı bize getiren, Kur’an-ı Kerim’i açıklayarak tatbik eden Peygamber Efendimiz (sav), Medine’de kurduğu İslam devletiyle Anayasa ve kanunların kim tarafından yapılacağını ve nasıl uygulanacağını pratik olarak göstermiştir.

Kur’an-ı Kerim’de Peygamber Efendimiz (sav)’e bu yetkinin verildiği şu ayetlerde anlatılır: “Gerçekten biz sana kitabı (Kur’an’ı) hak olarak indirdik ki, insanlar arasında Allah’ın sana gösterdiği şekilde hüküm veresin” (Nisa, 105), “O halde, Allah’ın indirdiği Kitap ile aralarında hükmet, Allah’ın sana indirdiği Kur’an’ın bir kısmından seni vazgeçirmelerinden sakın, heveslerine uyma; eğer yüz çevirirlerse bil ki, Allah bir kısım günahları yüzünden onları cezalandırmak istiyor. İnsanların çoğu gerçekten fasıktırlar.” (Maide 49), “Sana da (ey Muhammed) geçmiş kitapları tasdik eden ve onları kollayıp koruyan Kitabı (Kur’an’ı) hak ile indirdik. Onların aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet. Onların arzu ve heveslerine uyarak, sana gelen haktan sapma. Biz, her biriniz için bir şeriat ve yol belirledik. Eğer Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı, fakat size verdiklerinde sizi denemek istedi. Öyleyse iyiliklere koşun. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O, ihtilafa düştüğünüz şeyleri size haber verir.” (Maide, 48).

Yeryüzünde Allah (cc)’ın hükümranlığını tanımayan Yahudi ve Hıristiyanlara İslam’ın hükümlerine boyun eğdirmeye yönelik Kur’an-ı Kerim’deki “O kendilerine kitap verilenlerden, Allah’a ve âhiret gününe inanmayan, Allah’ın ve Peygamberin haram ettiği şeyi haram tanımayan ve hak dinini (İslâm’ı) din edinmeyen kimselerle; onlar hor ve küçülmüş oldukları halde kendi elleriyle (boyun eğerek) cizye verinceye kadar savaşın” (Tevbe, 29) ayeti sadece Müslümanlar arasında değil, yeryüzünün tümünde Allah’ın hükümlerinin uygulanması gerektiğini belirtir.

Kur’ân-ı Kerim’de Allah (cc)’ın tüm insanlara İslam’ın mesajının ulaştırılması ve nihayetinde İslam’ın emirlerinin hüküm sürmesinin hedef gösterilmesi; beşeri ideolojilere karşı İslam’ın hâkim olmasını sağlamaya yönelik bir emirdir aslında.

Beşeri ideolojiler, kendi teorilerini hâkim kılmak için yüzyıllardır uğraşıp dururken, İslam neden kendi hâkimiyetini tesis için hedef koymasın ki.

Bundan da öte Kur’ân, sadece yasama değil yürütmeyi de emreder. Yürütmeyi uygulayacak idarecilere hitaben “…Benim ayetlerimi menfaat karşılığında değişmeyin. Allah’ın indirdiğiyle hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir”, “…zalimlerin ta kendileridir” buyrulmaktadır.

Tarihin ilk çağlarından beri hak-batıl mücadelesi ve bu mücadelede batılı teorisyenler tarafından sistemleştirilen demokrasi kavramı ile Weber’in teorilerini içselleştiren nice bilgiçler, insanların kendi kurallarını koyması ve bu kurallara uymasını “hukukun üstünlüğü” tabiriyle tüm dünyaya tek alternatif gibi sunarken; “kuralları insanlar koymaz, bütün insanların kendisi karşısında aciz kaldığı ilahi güç koyar” tezine itiraz ettikleri dönemlerden geçiyoruz.

Weber gibi batılı teorisyenler tarafından ortaya atılan ve hâkim kültürün etkisiyle dünyanın ekserisinde uygulanan demokrasi kavramını içselleştirirken ego ezilmesi yaşamayanlar, buna mukabil yaratıcının koyduğu kuralları “bugün bunun uygulanması mümkün değil” gibi niyet okur tarzda reddederek modern köleler haline dönüştüklerinin farkında değillerdir. Öyle ya, insanın koyduğu kurala itaat eden, yaratıcının kuralına ise isyan eden bir insan “hukuk” adı altında hangi kuralların kölesi oluyor? 

110

Hava Durumu ANKARA

Yeni anket?

Oyunuz Gönderilmiştir
Ankete Katıl