Ulema sahneden çekilince ne oldu?


Üstad Cemil Meriç’in “Sosyoloji Notları”nda altını çizdiği, ulemanın sahneden çekilmesiyle Avrupa hayranı “Tanzimat ricali” yeni türedilerin, basın hayatına ve ülkemize verdiği zararlar konusundaki tesbiti şüphesiz önemlidir ve başlı başına bir kitap konusudur.

29.01.2016 18:22

Ulema sahneden çekilince ne oldu?


SİYAMİ AKYEL

Üstad Cemil Meriç’in “Sosyoloji Notları”nda altını çizdiği, ulemanın sahneden çekilmesiyle Avrupa hayranı “Tanzimat ricali” yeni türedilerin, basın hayatına ve ülkemize verdiği zararlar konusundaki tesbiti şüphesiz önemlidir ve başlı başına bir kitap konusudur.

Solcu, aynı zamanda Karl Marks’ın arkadaşı Swinton’da 1880’lerde yaptığı konuşmada benzer konuya dikkat çekerek “bizler entellektüel fahişeleriz” demektedir.  Bizde ulemanın sahneden çekilmesiyle batı hayranı tiplerin türemesi tesadüfi olmadığı gibi; Swinton’un sözleri de batıda da bu ricalin bizden önce ortaya çıktığını görmemize yardımcı olmaktadır. Swinton’un sözleriyle Üstad Cemil Meriç’in sözleri farklı zamanlarda söylense de birbirini tamamlıyor.

Swinton’un meşhur konuşması 1880’lerde gerçekleşiyor ve Üstad Cemil Meriç 1916 doğumlu. Cemil Meriç’in Sosyoloji Notları’nı olgunluk döneminde kaleme aldığı dikkate alınırsa nereden bakarsanız bakın; Swinton’un konuşmasıyla Üstad Meriç’in tesbitleri arasında yarım asırlık bir zaman var.

Demek ki, Avrupa’da yarım asır önce entelektüel fahişeler türemiş, bu türedi fahişelerin Osmanlı’ya nüfuz etmesini ulema engelliyormuş…

New York Times  yazarı Swinton gazetenin bir Yahudi tarafından satın alınmasından sonra düzenlenen toplantıda kürsüye çıkar ve ağzından şu tarihi cümleler dökülür:

“Dünya tarihinin şu anına dek, Amerika’da ‘Özgür, bağımsız basın’ diye bir şey olmamıştır.  Bunu siz de biliyorsunuz biz de...” diye başlar sözlerine ve devam eder:

“Hiçbiriniz düşündüklerinizi olduğu gibi yazmaya cesaret edemezsiniz.  Bunu yapmaya kalktığınızda yazdıklarınızın önceden basılmayacağını bilirsiniz.

Çünkü: çalıştığım gazete bana düşüncelerimi özgürce yazmam için değil, tersine yazmamam için bir ücret ödüyor. İçinizde benzer biçimde benzer ücret alan başkaları da vardır.

Düşüncelerini açıkça yazacak kadar salak olan herhangi biri, sokakta başka bir is arıyor olacaktır.

Çalıştığım gazetemin herhangi bir sayısında düşüncelerimi apaçık yazmaya izin verseydim, 24 saat dolmadan işimden atılırdım.

Gazetecilerin işi; gerçeği yok etmek, düpedüz yalan söylemek, saptırmak, kötülemek, servet sahiplerine ve iktidara dalkavukluk etmek, kendi gündelik ekmeği uğruna yurdunu ve soyunu satmaktır.

Bunu siz de biliyorsunuz, ben de...

Öyleyse simdi burada ‘bağımsız, özgür basının(!) şerefine(!) kadeh kaldırmak’ saçmalığı da nereden cıktı?

Bizler, sahnenin arkasındaki zengin adamların ve emperyalistlerin oyuncakları, kullarıyız.

Bizler ipleri çekilince zıplayan oyuncak kuklalarız...

Onlar ipleri çekiyorlar ve biz dans ediyoruz.

Yeteneklerimiz, olanaklarımız ve yaşamlarımız, hepsi başkalarının malı..
.
Bizler entelektüel fahişeleriz.”

Swinton, bu tarihi konuşmasından sonra gazeteden istifa eder ve “John Swinton’s paper” adlı tek yapraklı bir gazete çıkartmaya başlar…

Üstad Cemil Meriç, Sosyoloji Notları’nda ulemanın sahneden çekilmesiyle ortaya çıkan yeni bir zümreden bahseder. Bizce bu yeni zümre, Swinton’un yarım asır önce Amerika’da yakındığı “entellektüel fahişeler”den başkası değildir.
Üstad bakın bunu nasıl anlatıyor:

“Ulema sahnenden çekilince, yeni bir zümre çıktı ortaya, Avrupa’yı gören, Avrupa memleketlerinde tahsil yapan, Avrupa’yı sathi olarak bilen sefaretlerle temas halinde olan, tercüme bürosunda yetişen insanlar çıktı sahneye: Tanzimat ricali. Söz sınıf-ı ulemanın değil, bu yeni yetişen intelijansiyanındı artık. Öyle bir vaziyet oldu ki, Tanzimat’tan sonra, yabancı dil bilmek Sadrazamlığa kadar getiriyordu insanı. Başka bir vasfa ihtiyaç yoktu. Batı kendi adamlarını getiriyordu Sadarete. Bu yeni zümre, yeni inelijansiya, halka neden iltifat etsin? Halktan kopmuştu halkla hiçbir alakası yoktu. Bütün nimetlerini batıya borçlu idi. Herhangi bir jandarma teğmeni sadarete kadar yükseliyordu, yabancı dil bilmek kaydıyla. Mütercim Rüştü Paşa, Vefik Paşa, Ali Paşa, Fuat Paşa, Reşit Paşa. Bunların tek vasfı vardı: Batı dili bilmek. Halkla ne gibi bir münasebetleri vardı bunların? Hiç. Efendileri batı idi, Türkiye’yi sefaretler idare ediyordu ve bunlar sefaretlerin adamlarıydı. Bunlar yavaş yavaş halktan büsbütün koptular. Halktan kopmakla kalmadılar, Padişah da bunlara fuzuli görünmeye başladı. Padişaha lüzum var? Biz Avrupa’nın himayesinde memleketi idare ederiz dediler ve İkinci Meşrutiyet’i yaptılar. Mesele gaye basitleşti. Ondan sonra I. Dünya harbi, İstiklal Savaşı, Birinci Cumhuriyet. Birinci Cumhuriyetten sonra kopuş büstün ilerledi. Çünkü I. Cumhuriyet, bütün maziyi tavsiye eder, müesseseleri tavsiye eder. Bu arada bir çok savaşlar olmuştur, savaşlarda zaten okur yazarlar gitmiştir. Yani balkan savaşı, Trablusgarp savaşı, I. Dünya savaşı, Anadolu istiklal savaşı. Pek sayılıdır okur yazarların adedi. Bu okur yazarlar da bütün kaderlerini Cumhuriyete bağlamışlardır: Mebus olurlar, sefir olurlar, büyük makamlara getirilirler. Halk zaten dermansızdır. Harekete geçecek iktidardan mahrumdur. Kendi kabuklarına çekilirler. Aydınlar bütün kabiliyetleriyle yeni devrin ideolojisini kurmaya çalışırlar. Bu şekilde yaşayan aydınların dünya nimetlerinden faydalanmaları sadece yeni rejime bağlılıklarıyla mümkündür.” (Cemil Meriç, Sosoloji Notları, 10. Baskı. S.392, 393)
Evet, gerek Swinton’un ve gerekse Üstad Cemil Meriç’in yakındığı “entellektüel f........”den kurtulmanın yolu nedir?
Swinton gibi tek sayfalı bir gazete çıkartıp tek başımıza kalsak da mücadele etmek mi, yoksa Cemil Meriç’in tesbitleri ışığında gerçek Ehl-i Sünnet ulema yetiştirmek mi?

Tüm köşe başlarının tutulduğu ve rekabet şansımızın sıfıra yakın olduğu bir ortamda tek sayfalık gazete iş yapar mı? Yada ulemanın yetişmesi için gereken ortam hazırlanabilir mi?

Günümüz Müslümanları yaklaşık 200 yıldır “Mağlubiyet Psikolojisi”nin esiri olmuşken, kendimize dönüp; tarihimizi, kültürümüzü, edebiyatımızı, lisanımızı hepsinden önemlisi dinimizi öne alabilecek miyiz?

Kim bilir, “Mağlubiyet psikolojini içselleştirmiş entellektüel fahişelerden kurtulma imkanımız ” bugün düne, yarın da bugüne göre daha fazladır..

Tarih: 13.07.2015 11:02
879

Hava Durumu ANKARA

Yeni anket?

Oyunuz Gönderilmiştir
Ankete Katıl