Yeni İstiklal Gazetesi ve M.Şevket Eygi


Mehmet Şevket Eygi, Diyanet İşleri Başkanlığı’nda mütercimlik yaptığı günlerde İstanbul’dan mektup alır. Mektup Mahir İz Hoca’dan gelmektedi

30.04.2015 10:10

YENİ İSTİKLAL GAZETESİ VE

MEHMET ŞEVKET EYGİ

Mehmet Şevket Eygi, Diyanet İşleriBaşkanlığı’nda mütercimlik yaptığı günlerde İstanbul’dan mektup alır. MektupMahir İz Hoca’dan gelmektedir.

Bir grup Müslüman tarafından kurulanSözmez Şirketi bünyesinde çıkartılan haftalık “Yeni İstiklal gazetesi” çıkmazagirmiştir ve işten anlayan biri aranmaktadır. Daha tecrübeli olduğu için MehmetŞevket Eygi’yi gazetenin başına geçirmeyi planlayan gazete yönetimi Mahir İzHoca’yı vasıta kılar.

Eygi, teklifi anlatıyor: “Müslümanların o tarihte basın birikimi diye birşeyleri yok. Mesela haftalık bir gazetede tam sayfa kaktüsler hakkında bir yazıçıkıyor. Tabii yüretememişler.”

Anne babasına durumu anlatan Eygi, onların onayını aldıktan sonraİstanbul’a döner ve Yeni İstiklal gazetesinin başına geçer. Gazete de işler iyigitmemektedir. Memuriyete geri dönmek istemeyen Eygi, radikal bir karar alarakgazeteyi tüm hisseleriyle satın almaya karar verir. Konya Lezzet Lokantasınınsahibi Mustafa Doğan Bey’den aldığı 15 bin lirayla gazeteyi satın alır.

1960 yılında gazeteyi devralan Mehmet Şevket Eygi, bütün zorluklara rağmenpes etmez. Yeni İstiklal gazetesini 20 bin aboneye ve 35 bin tıraja ulaştırır.Yeni İstiklal, 1967 yılına kadar yayın hayatını sürdürür. O yıllardaTürkiye’deki bütün Müslümanların sözcüsü olur ve alternatif bir gazete halinegelir. Böylece Yeni İstiklal, boyalı ve sol basına karşı Müslümanların sesiolur.

 

İlk hapis cezası

1962 senesinde Merhum Adnan Menderes’inölüm yıldönümünde Yeni İstiklal gazetesi (92. sayı, 19 Eylül 1962Çarşamba): “Zulümlerin en şenii ve alçakcası kanunların gölgesindeyapılandır” başlığıyla, Menderes’i savunan bir kapakla çıkar.

Mehmet Şevket Eygi, sürmanşetten verdiği “Zulümlerinen şenii ve alçakçası kanunların gölgesinde yapılandır” başlıklıyazısında Adnan Menderes’in idamını eleştirdiği gerekçesiyle hapis cezasınaçarptırılır.

Eygi, yazısına “hak ergeç yerinibulacak, zulmün binâsı âbâd olmayacaktır” cümleleriyle başlıyor veşöyle devam ediyordu:

“İlahi ve tabii hukuka aykırı olan herkanun ancak bir zulüm âletidir. Böyle kanunlar insanlığın temel haklarını vehaysiyetlerini ayaklar altına alır, hür vicdanların seslerini boğmağa çalışır.Yaratan tarafından bütün insanlara eşit olarak bahşedilen ve ferağı kabilolmayan hürriyetleri yok etmek isteyen bu türlü kanunlar, yeryüzündeki fesadınen büyük âmilidir. Yakın zamana kadar beşer tarihini kanlı simalarıyla kirletenzâlimler zulüm ve teaddilerini maskelemek için kanunlar çıkartmağa luzumgörmüyorlardı. Yirminci asırdaki manzara ise başkadır. Bu, sözde halkhakimiyeti devrinde zulmü açıkça işlemekten korkan habisler, gayri âdil, gayrımeşru kanunların arkasına gizlenerek icra-yı şenaatte bulunmaktadırlar. Kanun yapıcıkılığına girern haramiler, hâkim kılığına giren cellâtlar, âlim postuna bürünenfesatçılar, kendilerini kirli emelerine ulaştıracak kanunları hazırladıktansonra sanki o kanunları yapanlar kendileri değilmiş gibi, sahte bir vekâriçinde yeryüzünü zulüm fırtınalar içinde harap etmektedirler.

Herşeyde olduğu gibi zulmün de çeşitlerivardır. Fakat zulümlerin en alçakçası muhakak ki gayri âdil kanunların gölgesialtında irtikâb edilendir. Günümüzde kızıl cehennemde komünist rejimi altındainleyen memleketlerdeki zulümler hep kânunlarla yapılmaktadır. Ama ne kanunlar.Birkaç kasap ruhlu adamın kaleminden çıkan insanlık haysiyetini ayaklar altınaalan bir takıp paçavralar..

İnsanlara işkence eden mülkiyet haklarınıdini ve vicdani kanaatlerini, toplanma ve cemiyet kurma, fikirlerini söz veyazı ile açıklama hürriyetlerini ellerinden alan, halkın rey ve iradesiçiğneyen alçaklar hep böyle kanunların himayesinde iş görmektedirler.

Filân sayılı kânunun filân maddesimucibince, filân vatandaşı tevkif ettim hapsettim, mahkum ettim malını müsadereettim, astım, kestim demek kolaydır. Fakat o kanun tabii hukuk kaidelerineuymaz, insan haysiyetiyle bağdaşmaz adaletsiz telif olmaz ise, yapılanlarınhepsi alçakça bir zulümden ibarettir.

Zulümlerini kanunların gölgesinde irtikâbeden maskeli zâlimler, fiillerine iğreti bir meşruluk verebilirler ve yalancıpropaganda ve telkinlerle halkın bir kısmını aldatmağa muvaffak olabilirlerfakat hakikat tamamen boğmağa asla muvaffak olamazlar.

Büyük bir insanın dediği gibi:

‘İnsanların bir kısmını her zaman,insanların tamamını bir müddet için aldatmak kabildir. Fakat halkın hepsinibütün zamanlar için aldatmağa asla imkân yoktur!’

Evet halkın çoğu her yerde, kendisineHaktan verilen bir feraetle her şeyi bilmekte ve anlamaktadır. Dönen bütündolaplardan haberdardır. Zelimleri tanımaktadır.

Zulüm ve cinayetlerini kanunlarıngölgesinde işleyenlerden bir gün elbette hesap sorulacaktır.

Hak elbette yerini bulacak, zulmün binasıâbâd olmayacaktır!..

Vicdanları kanlı bir kasap süngeriyle silinerekdümdüz bir hale getirilmiş olan zâlimler zulüm ve teaddi ile ele geçirilmişoldukları makam ve menfaatleri terk etmemek için direnir, kuvvet ve şiddetebaşvurabilirler. Bu onları yuvarlandıkları feci akibetten kurtaramaz.”

Eygi, sözkonusu yazısından dolayı 99 günhapis yatar ve hapishanede büyük sıkıntılar çeker.

09.02.2009

 

1412

Hava Durumu ANKARA

Yeni anket?

Oyunuz Gönderilmiştir
Ankete Katıl